Bingöl Zaza Festivali

Bingöl’de Zaza Dili ve Kültürünü Yaşatma Dernekleri Federasyonu tarafından ilk kez düzenlenen Zaza Festivali, 18–19 Eylül tarihlerinde gerçekleştirildi. İki gün süren festivalde Zaza dili ve kültürüne ilişkin etkinliklerin yanı sıra konserler, çocuk etkinlikleri ve yöresel ürün tanıtımları düzenlendi. Festival ile ilgili çeşitli tartışmalar da yaşandı...

Bingöl Zaza Festivali

Bingöl, 18–19 Eylül tarihlerinde Zaza dili ve kültürünün merkezde olduğu geniş katılımlı bir festivale ev sahipliği yaptı. Zaza Dili ve Kültürünü Yaşatma Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen festival, ilk kez Bingöl’de gerçekleştirildi.

Festivalin açılışına Bingöl Valisi Cahit Çelik, Belediye Başkanı Erdal Arıkan, Zaza Dili ve Kültürünü Yaşatma Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ferhat Dopdoğru ve çok sayıda vatandaş katıldı.

İki gün boyunca müzik ve kültür

Festivalin ilk gününde Latif Doğan, Aynur Polat, Kadir İpek ve Erkam Aydar’ın yanı sıra çeşitli yerel sanatçılar sahne aldı. İkinci gün ise Maral, Cumali Alp, Ekin Akkaş, Avni Polat, Ali Sürmeli ve Mustafa Topaloğlu konser verdi. Festival alanında çocuklar için oyun ve etkinlik alanları oluşturulurken, Zaza dili ve kültürünün tanıtılmasına yönelik çeşitli programlar gerçekleştirildi. 

Festival kapsamında yöresel ürünlerin tanıtıldığı stantlar da kuruldu. Bingöl İli Arı Yetiştiricileri Birliği tarafından festival alanında Bingöl Balı tanıtıldı.

“Zazacanın çocuklara aktarılması gerekir"

Festival boyunca yapılan konuşmalarda Zaza dili ve kültürünün korunması, gelecek kuşaklara aktarılması ve kültürel farkındalığın artırılması öne çıkan başlıklar oldu. 

Festivalde konuşan Bingöl Valisi Cahit Çelik, Zazacanın toplumun hafızasını ve kültürel mirasını taşıdığını belirterek dilin özellikle çocuklara ve gençlere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Çelik, Zazacanın yalnızca günlük yaşamda değil; eğitim, edebiyat, sanat ve dijital dünyada da yaşatılması gerektiğini ifade etti. Zazacanın okullarda seçmeli ders olarak sunulması ve eğitim materyallerinin geliştirilmesinin önemine de değindi.

Federasyon Başkanı Ferhat Dopdoğru ise festivalin temel amacının Zazacayı yaşatmak olduğunu belirtti.

Bingöl’de ilk kez gerçekleştirilen iki günlük Zaza Festivali, 19 Eylül akşamı konser ve kültürel etkinliklerin ardından sona erdi. Organizasyon, Zaza dili ve kültürünü müzik, gündelik yaşam, çocuk etkinlikleri ve yöresel değerlerle aynı alanda buluşturan bir kültür buluşması olarak tamamlandı.  

Festivalin Ardından

Bingöl’de ilki düzenlenen Zaza Festivali, Zazacanın görünürlük kazanma çabasında kaçınılmaz olarak karşılaşılan sancıları ve arayışları da gözler önüne serdi. Türünün ilk örneği olan bu festivalde bazı aksaklık ve eksikliklerin olması doğaldır. Bununla birlikte, özellikle Kürt çevrelerinden gelen Zazacanın geri planda kaldığı ve festivalin kamusal bürokrasiyle fazla iç içe geçtiği yönündeki eleştirileri de tümüyle yabana atmamak gerekiyor. Resmi kurumların desteğini alırken kültürel özgünlüğü ve dili koruyabilmek, bu ölçekteki ilk denemeler için her zaman zorlu bir denge alanı oluşturur. Örneğin tehlike altındaki bir dilin korunması iddiasıyla yola çıkan bir etkinliğin omurgasını doğrudan o dilin pratik kullanımının oluşturması beklenir. Festival belki bu açıdan bir parça sınırlı kalmış olabilir. Bu tür festivaller her ne kadar yerel bürokrasinin izni ile mümkün olabiliyorsa da, sonuçta bir sivil toplum faaliyetidir ve bu yönüyle de yerel kamu bürokrasisinin boy gösterdiği bir devlet törenine dönüşmemelidir. 

Bununla birlikte, hiçbir kültürel hareket ya da festival sahneye kusursuz ve tam olgunlaşmış bir bilinçle çıkmaz; bugün daha güçlü ve yerleşik olan Kürt kültür festivalleri de benzer evrelerden geçmiş, zamanla kendi dilsel ve kurumsal dengesini bulmuştur. Zazaların bu ilk denemesine de benzer bir evreden akabilme şansını tanımak gerekiyor. İlk adımlar genellikle kurumsal destek arayışları, bürokratik uzlaşmalar ve içerik dengesizlikleriyle şekillenir; ancak topluluk içinde konuşuldukça ve eleştirildikçe kendi sivil rotasını bulur. Bingöl’deki festivali peşinen mahkum etmek yerine, bu eksikleri birer gelişim göstergesi olarak okumak ve Zazacanın hem kamusal alanda hem de bu tür platformlarda daha belirleyici hale gelmesi için yapıcı bir zemin olarak değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.